Kitap Kulübü


Bu forum alanı günlük hayatta okuduğunuz kitapları bizlerle paylaşmak ve o kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi belirtmek için hazırlanmıştır. Aynı zamanda kitabın yazarının yapıtı ile ilgili düşünce ve eleştirilerinizi tartışmaya açılabileceğiniz, çok beğendiğiniz kitapları bizlere tavsiye edebileceğiniz bir forum alanıdır. Okuduğunuz kitabın adıyla beraber yazarını da belirtmek, bilgilendirme açısından önemlidir.
Mavi Karanlık / Vedat TÜRKALİ Okunma: 837   Yorum: 0
  Leyla Öz


MAVİ KARANLIK

http://www.edebik.com/kitap.php?sayfa=ayrinti&kitap_id=8303

Yazar : Vedat TÜRKALİ (http://www.edebik.com/yazar.php?sayfa=ayrinti&yazar_id=164)

Yayınevi : Everest Yayınları
Kitap Türü : Roman - Yakın Tarih
Özellikler: Boyut: 13,5 x 19,5 / ithal kitap kâğıdı / 448 sayfa / 5. Baskı
Yayın Tarihi: Nisan 2005
Dili : Türkçe

Açıklama ;
Zaman: 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinin minyatür, kaotik "iç savaş" yılları.
Yer: Bodrum...
Kişiler: Aydınlar...

Olayların eksenini, doktora öğrencisi Nergis'in ölümle tehdit edilen sevgilisi, fizik asistanı Korhan'ı ölümden kurtarmak için Bodrum'a getirilişi, orada eski sevgilisi Özgür'le karşılaşması oluşturuyor. Nergis-Korhan, Nergis-Özgür ilişkisinin çevresinde, ülkenin içinde bulunduğu durum, "terör"ün tırmanışı, Bodrum'daki yaşayış ele alınıyor.

Ölümün kol gezdiği bir dönemde her sınıftan aydının toplandığı Bodrum sığınağı şöyle çiziliyor:

"Tabaklarla, içki şişeleriyle donanmış masalardaki arkeolog, gazeteci, yazar, öğretmen, doktor, mimar, hukukçu, radyocu, televizyoncu, büyük kent sosyetelerinden kadınlı erkeli bilinen yüzler, türkülü, kahkahalı, gülücüklü, konuşmalı, alkol kokulu, sigara dumanlı bir ortalıkta karman çorman..."

"Mavi Karanlık", Korhan'la Özgür arasında bocalayan Nergis'in sevdası ekseninde; asıl, aydınlarla halk arasındaki ilişki ve çelişkinin hesaplaşmasının sergilendiği, bugün de güncelliğini yitirmemiş bir romandır.
03.04.2009 14:05:00
 
İmza:BAŞI BAĞLI :) Konuya Cevap Yaz
03.08.2009 22:33:01
YORUMU YAZAN Gülün Dikeni (22.07.2009 - 20:34:49)
Cevap Yazanlar : Ruh Hackeri, Gülün Dikeni, Senem Cevap Yaz

--------------------------------------------------------------------------------
Mavi Karanlık / Vedat TÜRKALİ
SON YORUMUM

Dümdüz mavi boşluğunda rüzgâr,
taşırken aklımı uzaklara
balıkçı teknelerinin sesine uyandım,
çınladı kulaklarımda.

1. KİTAPTA KULLANILAN DİL VE ANLATIM TARZI :

Romanın başında anlatım tarzı olarak en çok dikkatimi çeken husus, başlangıçta iki anlatıcı olduğuna inanmamdı. Çünkü özellikle kitabın başından itibaren Nesrin ve babasının (Muhtar) ağzından anlatılan olayların her iki anlatıcının kendi görüşüyle açıklamaları mevcuttu. Daha sonra bu anlatım, Nesrin karakterinin üzerinde yoğunlaşarak noktalandı.
Her iki anlatımın yaşanılan olay ve konuşmaları içsel konuşmalar ile birleştirmeleri, anlatım tarzı olarak düşünce ile ağızdan çıkanın farklılıklarını ortaya koyması açısından daha önce görmediğim bir farktı.

Romandaki karşılıklı konuşmalar ve bu karşılıklı konuşmaların yapıldığı esnada ortaya çıkan içsel sorgulamaların yapıldığı satırlar, bazen tam olarak açık, net olmadığından anlaşılır olmaktan uzaktı. Özellikle Nesrin karakterinin anlatımı altında gelişen bu durumun altında ben, hep karşısındaki insanı ve kendini bulmaya çalışan bir insanın ve kadının var olduğunu düşündüm.

Romanda bazı cümlelere göründüğünün aksine yoğun duygusal tepkimelerin yüklendiğini gördüm. Örneğin, Sayfa:33
" Koca teknenin ardında sallanıp duruyor filika " gibi..

2. KİTABIN ANA FİKRİ, VURGULADIĞI VE ELE ALDIĞI KONULAR :

Roman, askeri darbe öncesi memleketin içine düştüğü çıkmazın içerisinden kaçmak için bir deniz kenarı kasabasını seçen insanların (Aydınlar!) gerçekte sorunlardan kaçamadıklarını ispatlıyor. Gerçekte bir sorunu çözmenin yolunun ondan kaçmak değil, onunla cesaretle yüzleşmek olduğu, kaçmanın ise gerçeklerden kaçan insanın vuslatsızlığı olduğu satırların arasında.

Kitap, memleketimin romanı. Bodrum, Datça... Doğa, deniz...
Yani yüreğimin bir köşesinde emekli olunca umudumun çicekleneceği yosun kokan, balıkçı teknelerin mavinin ufkunda kaybolduğu ve yüreğimi teknelerin çapasına takıp gittiği o masmavi deniz ile yeşilin aşkını anlatacak sandım, yanılmışım. Mavi tamamda... karanlığına takıldım..

Romanda denizin varlığı benim için ayrı bir güzellikti. Deniz ile bütünleşen doğanın varlığından beklediğim ölçüde bahsedilmemiş olması, beni denizin ve doğanın anlatıldığı satırları algıda seçicilik ile daha dikkatli okumaya sevketti.
Yazarın sanatın aynı zamanda toplumsal çarpıklıkları da ifade etmesi gerektiğini benimsemiş olduğu açık. Bu tarz, "Mavi" nin yanına neden "Karanlığı" da eklediğini iyi anlatıyor!

Romanda “Balıkçı usta hükümet zoruyla gelmişti.” Deniliyor. Bu satırda “balıkçı usta” lakabıyla tanıtılan yazarımız; Musa Cevat Şakir KABAAĞAÇLI’DIR, yani Halikarnas Balıkçısı olarak da bilinen yazarımız. Musa Cevat Şakir, Bodruma zamanın hükümeti tarafından yazdığı bir yazısı nedeniyle 3 yıllığına sürgün edilmiştir.

Halikarnas Balıkçısı, “Asılmaya Mahkum Edilenler Bile Bile Nasıl Asılmaya Giderler” yazısı nedeniyle Bodruma sürgün edilmiş, fakat ne var ki, yazarımız için bu sürgün onun mesleğinde bir bulunmaz kaynak teşkil etmiş, eserlerini Bodrumda vücuda getirmiştir. Fakat bu eserlerin konusu daha çok doğa, yeşil ve denizin birbiriyle dansı üzerineydi. Demekki Vedat TÜRKALİ, bu noktada bir yaraya, siyasal gerginliğin içerisinde toplumsal hayatın aldığı yaralara da dikkat çekmek istedi sanırım.
Bu yolla, yazar, sanatın toplumsal bir kaygıyı da taşıması gerektiğini benimsemiş.

3. KİTAPTAKİ OLAY VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

Sözde aydınlar : Aydın olan memleketinin sorunundan kaçmaz. Bilakis cesaretle üstüne gider, önderlik eder, vazgeçmez. Bu çelişkinin vuslatsızlığı, romanın adeta bel kemiği.

Korhan : Memleketin içinde bulunduğu durumdan kaçmanın kendi benliğinden ve inandığı değerlerden vazgeçmek olduğunu bilen bir genç.

Nesrin : Aşkının vücut bulacağı karakteri her daim kendi içinde sorgulayan kadın. Sonunda doğruyu buldu. Ama vakit çok geç!

Özgür : Kendini ve sevdiğini bulmaya çalışan biri.

Muhtar: Zaman adamı. Avukatmış..

Kambur Kaptan : Gönül verdiği tekne beli kırık bile olsa ondan ayrılmıyor olması size neyi ifade ediyor? Bence sözde aydınlardan daha aydın. Çünkü inandığı değerlerden vazgeçmeyecek kadar aşkla dolu biri. Sayfa 280 "Bakma böyle durduğuna, diye ekledi. Geceleri bağlıyorlar çocukları. Karada öleceğim diye korkup kaçıyormuş." Allahım bak şu kulunun ettiğine; kimisi denizde öleceğim diye korkar, kimisi de karada öleceğim diye denize koşar..
Beni denize koşanlardan et Allahım..

Sayfa 172
Burundaki otelden çevredeki gazinolardan lokantalardan fışkıran alaturkalı, alafrangalı kadın erkek cırlamalarıyla yüklü çeşitli saz hoparlör sesi birbirinin gırtlağına sarılıp boğuşarak içine devrildikleri öndeki güzelim koyu da dayanılmaz biçimde çirkinleştiriyordu. Çirkinlik sadece manzarada mı? Sanmam !

İbraam'ın elindeki kayalara çarpılarak öldürülmüş bir ahtapotu görünce küfreden Özgür'ün davranışını anlamlandıramayan psikoloji mezunu Nergis beni şaşırttı. Çünkü kayalara çarpılarak öldürülmüş ahtapot, Özgür'e kendi gördüğü işkenceler neticesinde hayatının geldiği noktayı hatırlattığını nasıl anlamaz...

Herşeyden önce romanın sonu çok ilginç ve düşündürücü! Nesrin'in karmaşık duygular içerisinde iken romanın sonundaki "YOLCULUK" bölümünde İstanbul'a beli kırık bir tekneyle; yanında gözleri 5 metre uzağı göremeyen kambur kaptan ve yine aynı kendisi gibi duygusal ve düşünsel karmaşıklık içerisinde olan Özgür olduğu halde istemesi ben de bile bile ölüme gitmek istediğini düşündürdü!

Tekne ile local Bodrum körfezinde bile kaza yapan kaptanın açık denizde, İstanbul yolunda bu arızalı tekne ile daha büyük bir kaza yapacağı ve kıyıdan uzakta bu kazanın bedelinin kesinlikle bir veya birkaç can olacağı muhakkak.

Peki, bile bile Nesrin neden tekne ile bu kazayı ve ölmeyi istedi? Bu soruyu çok düşündüm. Bu ancak mükemmeliyetçi bir ruhun kendisini çıkmazda hissetmesi ile Demokles'in keskin kılıcını başı üstünde at kılına bağlaması ile açıklanabilir! Ölümü bile bile istemek, yaptığı hataların bedelini yaşarken canı ile ödemek cesaretini gösterebileceklerin ancak en acımasız özeleştirisidir!

Can vermeyince canan bulunmuyor mu yoksa?


4. KİTABIN EDEBİ YÖNDEN DEĞERLENDİRMESİ :

Mutluluk hep erişmemek mi olacaktı senin için?"
Aşkı aşk yapan neydi..? Tabii ki, vuslatsızlığı. Bu vuslatsızlık romanın üstünde bir karanlık gibi dolaşmakta
Erişilemeyen ve en sonunda aradığının ne olduğunun farkına onu kaybedince varanların pişmanlığı nasıldır?
Roman,sanatın aynı zamanda toplumsal çarpıklıkları da ifade etmesi gerektiğini benimsemiş olması açısından değerlendirilmelidir.

5. KİTAP OKUNMAYA DEĞER MİDİR?

Değer...

Sevgiyle kalın, Gülün Dikeni.


ë Denizdedamlayım


YORUMA CEVAPLAR
"Mavi Karanlık / Vedat TÜRKALİ" Başlıklı Konuya Yazılan Yorumlar
--------------------------------------------------------------------------------
Gülün Dikeni (27.07.2009 - 21:25:27) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz

--------------------------------------------------------------------------------
Arkadaşlar, son yorumumu özellikle Kitap Kulübü'nün ana sayfasında yapmamın sebebi, Kitap Kulübü çalışmalarının başladığına bir işaret olarak dikkat çekmek istememdendi.

Bu konuda son yorumumu ana sayfaya asarken site yönetiminin de olurunu aldım.
Çalışmaların başladığı dikkati çekildikten sonra son yorumumun yerine asılması konusunda da mutabık kalmıştık.

Diğer üyeleri bilgilendirmek istedim, saygı ile, Gülün Dikeni.

--------------------------------------------------------------------------------

Denizdedamlayım

--------------------------------------------------------------------------------
Gülün Dikeni (27.07.2009 - 20:18:15) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz
(Ruh Hackeri adlı üyenin 26.07.2009 - 23:52:52 Tarihli; "GENEL YORUMUM. Gülün söyledik..." Yazısına Cevaben)


--------------------------------------------------------------------------------
Esasında ben Ruh'dan çok kuvvetli bir yorum bekliyordum!


--------------------------------------------------------------------------------

Denizdedamlayım

--------------------------------------------------------------------------------
Gülün Dikeni (27.07.2009 - 20:14:58) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz
(Senem adlı üyenin 27.07.2009 - 06:52:46 Tarihli; "Son yorumumu kitap basliginin ..." Yazısına Cevaben)


--------------------------------------------------------------------------------
Teşekkür ederim. Cevap yazdım.


--------------------------------------------------------------------------------

Denizdedamlayım

--------------------------------------------------------------------------------
Senem (27.07.2009 - 06:52:46) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz
(Gülün Dikeni adlı üyenin 26.07.2009 - 21:06:14 Tarihli; "Farklı bakış açısı bir zenginl..." Yazısına Cevaben)


--------------------------------------------------------------------------------
Son yorumumu kitap basliginin altina yazdim.


--------------------------------------------------------------------------------

Devşirme Ruh

--------------------------------------------------------------------------------
Ruh Hackeri (26.07.2009 - 23:52:52)
Yazdığım Bu Cevabı Sil Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz

--------------------------------------------------------------------------------
GENEL YORUMUM.
Gülün söylediklerinden sonra bana söyleyecek çok şey kalmamış aslında.
Ama yinede yazacağım.
Yazarı yazım tarzı ve edebi açıdan kuvvettli bulduğumu söylemeliyim.
Dönemin sorunlarını, siyasi yapısını, aşk üçgeni içinde ele almış.
Beni en çok etkileyende bu kitapda şu oldu.
Bu aşk basit bir aşk değil ve basit bir şekilde anlatılmamış.
Kendini ve hayattan aşktan ne istediğini anlamaya yönelik yapılan bir yolculuk.
Ama aşkın gerçek aşk ve gerçek aşkın ait olduğu yürek anlaşıldığında, yani meyve olduğunda çok geç kalınmış oluyor.
Sonuç itibari ile aşkın tutkusu gereği sonu ölüme giden bir yolculukla aşkının gücünü de ortaya koyup okuyucuya ayrı bir tat tattırıyor.
Bana göre kesinlikle okunmalı diyorum.
Yavaş yavaş yeni kitaba da başlama hazırlıkları yapalım.
Sevgiler.

--------------------------------------------------------------------------------

Merabayın...

--------------------------------------------------------------------------------
Gülün Dikeni (26.07.2009 - 21:06:14) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz
(Senem adlı üyenin 26.07.2009 - 11:36:04 Tarihli; "Ellerine saglik, ne guzel yazm..." Yazısına Cevaben)


--------------------------------------------------------------------------------
Farklı bakış açısı bir zenginliktir. Son yorumunuzu bekliyorum.


--------------------------------------------------------------------------------

Denizdedamlayım

--------------------------------------------------------------------------------
Senem (26.07.2009 - 11:36:04) Konuya Cevap Yaz | Bu Yoruma Cevaben Yaz

--------------------------------------------------------------------------------
Ellerine saglik, ne guzel yazmissin... geriye soylenecek pek bir sey birakmamissin.

Aydin kavrami konusunda sana katilmiyorum.
İmza:... Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
27.07.2009 20:24:01
Son Yorumunuz için teşekkürler.
Fakat sizden tüm romanı kapsayan bir açıklama beklerdim.

Aydın konusuna gelince; açıklamanıza göre benim kitap ile alakalı aydın insanın eksikliğini ifade edişimi, aydın insanın tarifi olarak algıladığınızı anladım...
Fakat yanılmışsınız. Çünkü ben sadece kitap ile alakalı aydın insan eksikliğine işaret etmiştim, tarifini değil.

Ben de sizin aydın insan tanımınıza katılamadığıma üzülerek işaret etmek istiyorum. Çünkü, aydın insan, memleket ve inandığı değerler söz konusu olduğunda sadece kaçmak, köşeye çekilmek yerine, aynı zamanda gerektiğinde karşı koymak cesaretini de göstermelidir.

Bakın bir tarif ne diyor, aydın insan için..

"* Eğitim... Ciddi ve yeterli eğitim herhalde aydın olmanın ön koşullarından biridir ama yeterli koşulu değildir. Eğitim almış, diploma sahibi hatta akademik dereceleri, unvanları olan kişilerin tümünü aydın olarak nitelendiremeyiz; bu, yanlış ve yanıltıcı olur.

* Genel kültür... Ciddi, yeterli bir eğitimin genel kültür vermesi de gerekir. Ancak ülkemizde gözlendiği gibi eğitim almak, diploma almakla genel kültür sahibi olmak çok farklı olgulardır. Genel kültür sahibi olabilmek için güncel olaylar dışında sanat etkinliklerini izlemek, felsefi akımları bilmek, ülkede ve dünyada siyasal, ekonomik, toplumsal gelişmelerle ilgilenmek gerekir. Dünya edebiyatının önde gelen eserlerinin en azından bir bölümünü okumamış, tiyatroya gitmemiş, klasik Batı ve/veya Türk müziği konserlerini sık aralıklarla izlememiş bir kişi, aydın olarak nitelendirilemez. Bu kriter, çok katı, çok seçici gibi gelebilir. Ama genel kültürü olmayan bir aydın düşünülemez. Sanat etkinliklerinin izlenmesi de gösteri, gösteriş amacıyla değil, görev olarak değil; anlayarak, zevk alınarak yapılmış olmalıdır.

* Toplumsal etkinliklere katılım... Bir aydın toplumsal etkinliklere katılmalıdır. Bu etkinlik, sanat alanında olabilir, düşünce yayma alanında, eğitim alanında olabilir, toplumsal amaçlı bir sivil toplum örgütünde görev alma biçiminde olabilir. Aydın kişinin bir şekilde toplumsal etkinliklere katılması ve katkıda bulunması gerekir...

* Sorgulama ve özeleştiri... Aydın kişinin önsel kabulleri yoktur; olayları, gelişmeleri, zaman zaman kendi davranışlarını, değer yargılarını da sorgular. Aydın özeleştiri yapabilmeli, yanlış ve eksiklerini görebilmelidir. Aydın kişi, sorgulamadan, irdelemeden görüş açıklamamalı, sorumsuz davranmamalıdır.

* Hoşgörü... Aydın kişi hoşgörü (müsamaha, tolerans) sahibi olmalıdır. Cinsiyet, ırk, ten, etnik veya sosyal köken, din, siyaset, düşünce, kanaat, ulusal bir azınlıktan olma ayrımı yapmamalıdır. Davranışları itibarıyla insancıl, hümanist olmalıdır.

* Sertliğe, zorbalığa karşı olma... Aydın kişi, barıştan yanadır; kaba güç kullanımına, zorbalığa karşıdır. Ancak barıştan yana olmak, savaşa karşı olmak, zorbalara, yayılmacı güçlere boyun eğmek şeklinde anlaşılmamalıdır. Zorbalığa karşı olmak, gerektiğinde zorbalarla savaşımı de gerektirir.

* Özverili davranma... Aydın, inançları, amaçları doğrultusunda maddi, manevi özveri gösterebilen kişidir. Aydın, hep kendi çıkarını kollayan, homo economicus bir tip değildir. Başkalarını kandırmaya çalışmaz. Şarlatanlık yapmaz. Özellikle bilgi, kültür, varlık konusunda paylaşmacıdır. Çıkar uğruna bazı çevrelerin sesyayarlılığına soyunmaz.

* Tutarlılık... Aydın kişinin açıkladığı, savunduğu düşüncelerle, davranışları ve yaşam biçimi aynıdır. Bir aydın, ele verir talkını kendi yutar salkımı anlayışında olamaz. Ortama, koşullara göre sık sık fikir, görüş değiştirmez, esen yele göre yelken açmaz. Mevlana 'nın deyişiyle olduğu gibi, göründüğü gibi davranır. Savunduğu görüşlerle çelişkili davranış, yaşama biçimi yoktur.

* Alçakgönüllülük... Alçakgönüllülük bir erdemdir, aydın olmanın da vazgeçilmez koşuludur. Aydın kişi, küçük dağları ben yarattım edası içinde olamaz; insanlara, çevreye küçümseyerek yukarıdan bakmaz, yüksekten atmaz. Hele hele bazı çevrelerin ayırtısına kapılarak, büyüklük kompleksine kapılmaz, yalakalık yapmadığı gibi, kendisine yalakalık yapılmasından da hoşlanmaz.

* Özsaygı... Aydın kişinin çevresine olduğu gibi kendisine de saygısı vardır. Özsaygısını yitirecek davranışlar içine girmez, saygınlığını, onurunu korur; bunun için gerektiğinde savaşım da verir. "

Yukarıdaki açıklamada özellikle "Sertliğe, zorbalığa karşı olma" , "Özsaygı" bölümlerini okuduğunuzda, memleketin darbe öncesinde olduğunu da düşünürseniz, aydınımızın yerinin her gün öğleye kadar uyuyup, akşam olduğunda da memleket meselelerinin konuşulduğu rakı sofrası olmadığına hükmedersiniz sanırım.

Yani, aydın insan, sadece düşünen bir insan değildir!
İnandığı değerler üzerine savaşta verir!

Ha, bu arada unutmadan, sizinle tartışmayı özlemişim.)

Saygı ve sevgiyle, Gülün Dikeni.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.07.2009 11:56:01
Mavi Karanlığı ikinci okuyuşum. Bir Gün Tek Başına nın etkisinden hala kurtulamamışım... bir kez daha onun yanında yavan kaldığını düşündüm.

Roman değil de senaryo olsaydı bu eser daha etkili olurdu. Filmini çekecek birisi çıksa da seyretsek keşke.

Vedat Türkali de kadın olmaya soyunmuş. Kadını nasıl algılıyorsa öyle aktarmış. Yani kadın olamamış... Kadınsallığı en iyi yakalayan yazar-şairlerimizden birisi Murathan Mungan. Eşcinselliğinin kazandırdığı bir boyut olsa gerek.

Aşk... saplantıdır bence. Saplanamamışsan, kendini bırakamamışsan, sorguluyorsan aşk ya bitmiştir ya da hiç başlamamıştır. Nergis belki de hiç aşık olmamıştı...

Aydın... düşünen insandır aydın, eylem insanı değildir. Özellikle memlekette hep çok fazla şey beklenir aydından. Bir insan yollara dökülmüşken nasıl düşünebilir, nasıl yazabilir, nasıl üretebilir? Belki de aydının tek yapması gereken şeydir kaçmak.

Memleket... hep aynı, hiç değişmeyecek... belki de bu yüzden bu kadar güzel.

Son sözü Murathan'a bırakayım...

'....Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin. ...'
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.07.2009 21:33:01
Son 90 sayfayı bugün bitirdim. Son yorum çalışmalrıma bugün başlayacağım.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 18:21:01
Şu an aklıma gelip de aktardıklarım bu kadar.
Şayet birlikte kitabı analiz imkanı bulursak söylenmedik şeyler kalmışsa yazarım yine.

Saygı ve sevgi ile.

Nuran...
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 18:18:01
Romanı okurken başlangıçta çok sıkıldığımı söyleyebilirim. Bir türlü sayfalarda ilerleyemedim. Nergis’in nankörlüğüne sinir olmuştum. Ama sonlara doğru yaklaştıkça Özgür’ün yaşadığı işkence ve onun izlerini taşıması, Nergis’in ruh hali, gelgitleri, aşık olduğu adam ile sevdiği adamı kıyaslaması, Korhan’ın ölümü, Nergis’in duygularının netlik kazanması… Romanı hızla bitirmeme vesile oldu.

Ama yazar sürekli karmaşık bir ruh haline sahip olan Nergis’i kitabın sonunda yine bu karmaşa ile baş başa bırakıyor. Tam Nergis için birçok şey netlik kazandı derken Nergis yine Özgür ile gidiyor. Nergis kısaca iyileşemiyor:)

Bana göre Nergis Özgüre e âşıktı ve bu aşk Özgür’ün işkence görmesinden sonra bitti. Nergis Özgür’ün güçsüzlüğünü aczini değişen şeklini gördü. Ve aşk bitti :)
Ama Korhan… Nergis Korhan’ı seviyordu. Bunu anladı. Gerçi Nergis’i karakter olarak düşündüğümde bu ne kadar gerçek onu da düşünmeden edemiyorum. Bir öyle diyorum bir böyle :) Nergis’ten bulaştı sanırım:)

Şaka bir yana. Şu ana kadar okuduğum kitaplardaki en ilginç karakter Nergis’ti diyebilirim.
Anlamaya çalıştım. dinledim. ama Korhan a karşı nankörlüğünü haksızlığını yinede kabul edemedim.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 18:00:01
GENEL DEĞERLENDİRME



Olayın geçtiği yer Bodrum.

Zaman 80 yılı Darbe öncesi.

Olay: Nergis’in âşık olduğu özgür ile sevdiği Korhan arasında gelgitleri.
Yazar ülkenin içinde bulunduğu olaylara da yer verildiğini her ne kadar söylese de bu çok açık değil.

Çünkü bütün kahramanlar çok varlıklı kişiler. Dolayısı ile hiçbir sorun aktarılamamış. Para ile birçok sorunu halledebiliyorlar çünkü. Ülkenin içinde bulunduğu kaos sebebi ile çalışamasalar dahi bu onları çok fazla etkilemiyor.
Bir yerde Nergis peyniri elinden düşürüyor atmayı düşünürken özgür atmamasını söylüyor çünkü peynir haftaya kadar gelmeyecekmiş. Onun haricinde tekne gezileri turlar akşam balık yeme partileri içkiler vs.

Bir kahvenin taranması, Korhan’ın ölümü ve yer verilen küçük olay ve ayrıntıları ülkenin durumunu çok net anlatamıyor.

Kişiler.

Korhan: Fizik asistanı, doçentlik için çalışmaları var. Başarılı bir bilim adamı olmaya aday. Mantıklı, anlayışlı, olaylara farklı bakmasını algılamasını biliyor. Sabırlı ve beklemeyi biliyor. Sevdiğini kimse ile paylaşamayacak kadar çok sevmesine rağmen onu özgür bırakabiliyor. (Korhan karakterini çok beğenmiştim.)

Nergis: Psikoloji eğitimi almış. Gelgitleri, çelişkileri çok olan, kendini arayan kendini sorgulayan bir kadın tipi. Özgür’le Korhan arasında kalsa da sevgi sonunda kazanıyor..:)

Özgür: Değerleri olmayan, uçuk, kaygısız, çılgın, umarsız bir erkek tipi. nerde sabah orda akşam diyerek yaşayan biri. Ressam. Nergis’i Nergis kadar sevmeyen biri. Bir bölüm çok hoşuma gitti. Özgür yaptığı resme bakıp “biz ne yapıyoruz burada yüz resmi boyuyoruz” diyerek yaşamını sorgulaması onca olaylar yaşanırken yaptığının anlamsızlığının farkına varması güzeldi.

Tasvir olarak çok zengin bir tasvir anlatımı yok. Olayları kişileri tasviri çok usta değil ama şunu inkâr etmemek gerek ki Nergis’in ruh hali tasvirleri çok güçlü. Bir erkek yazar bir kadının bu kadar gelgitleri olabileceğini göstermesi ve bunu ustaca yansıtmış olması takdir edilmeli diye düşünüyorum.


Yazar anlatım açısından başarılı denilebilir. Kitapta kişilerden hep aydınlar olarak bahsediliyor ama ben Korhan haricinde bir aydın göremedim. Sadece Korhan Bodrum’u terk etti. Diğerleri için aydın nasıl denilebilir anlayamıyorum. Aydınların yaşam şekilleri bu şekilde mi diye düşünmedim değil. Bir muhtar için nasıl aydın denilebilir Fatoş için… Yada Jale hanım için… Aydınların, hayatı algılama ve yaşama biçimleri bu kahramanların yaşamlarından çok farklıdır mutlaka diye düşünüyorum. Ki bu aydın denilen kişiler en sonunda ülkeyi terk etmeye başladılar.

Roman anlaşılır sade cümlelerle yazılmış. Hatta konuşma üslubu ile anlatılmış bile diyebilirim. Kahramanlarının hepsinin aydın olduğu ve konu olarak ülkenin karışık bir yapısının anlatıldığı bir romanın bu kadar anlaşılır ve basit cümleler kurularak anlatılmasının ilginç olduğunu söyleyebilirim.
Ve bir hata daha bir darbenin öncesi karışıklığına çok fazla yer verilmemesi ise ayrıca bir eksiklik. Çünkü bu karmaşa insan ruhunu ve yaşamını derinden etkileyecek bir karmaşa buna birkaç kişi ile yer vermek değil de bütün ülkenin etkilendiğini anlatacak şekilde yer verilmeliydi diye düşünüyorum.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:17:01
"Her şeyin bir izi olmalı yaşamımızda yoksa kendimizi nasıl tartacağız. Bunu da Korhan’dan öğrendim. " Nergis.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:17:01
"Korhan’la birlikteyken tattığım güven, bütün karşı duyguları yıktı içimde. Yeğlemenin bilincine geç vardım biraz. O kadar. Benim de haklı yanlarım vardı. Eski alışkanlıkları denemek elden geçirmek gerekti, bu pörsümüş duyguları aşabilmek için. O da uzun sürmedi.

Ne domuz Laz’sın beni bana kazandırdın. Senden esirgeyecek neyim olabilir artık? Senle ancak böyle yan yana gelebilirdik. Artık hep haklı olacağız birbirimize karşı. İnsanca mutluluk böyle üretilir. Bunu da senden duymuştum. Niye hep ağır işledi kafam? Yılların pisliği ayağıma dolandı kolay mı? Elime geçirdiğim oyuncağı da bozmadım işte aptal Laz. "Nergis...


Bence kitabın en ana hatları bu dizeler.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:16:01
Sevmiyorum seni Özgürcüğüm bağışla beni. Seni iyileştirmem kendimi iyileştirmeydi aslında. Biliyor muydun bunu? Şimdi söyledim işte. O zaman bilmem çok mu gerekliydi? GERÇEKLER YAŞANMADIKÇA NERDEN BİLİNİR? Nergis.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:16:01
“Eski Nergis değilim ben de… Değiştik… Seninle birlikte ben de iyileştim. Seni sevmediğimi öğrettin bana. Coşkulu etimiz konuştu mu bulanık oluyor… Bak şimdi ne güzel… Daha güçlüyüz.”
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:15:01
“Korkuyorum bozacaksın eline geçirdiğin bu oyuncağı ne çok kurcalıyorsun” Nergis’in Korhan için değerlendirmesi…
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
28.05.2009 17:15:01
“Ekmeğimi bölüşürüm sevdiğimi asla.” Korhan Nergis için söylemiş
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
27.05.2009 23:41:01
Ben kitabı bitirdim.
Kitap sonlara doğru daha sürükleyici idi. Özellikle Nergis sevdiğini kaybettikten sonra yaşadıkları gelgitleri ve sonrasında kararlılığı ve yine kendi ile çelişkileri güzel anlatılmış.
300. sayfada iseniz eğer son 150 sayfa çok çabuk okunacak bilmeniz istedim.
Ha nergis'in ölen sevdiğinin kim olduğunu merakınızı artırma adına yazmıyorum:))
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
03.05.2009 12:06:01
Ha, bu arada.. sıra bana gelirse büyük ihtimalle hangi kitabı seçeceğime karar verdim.

Oğuz ATAY / Tutunamayanlar
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
02.05.2009 21:48:01
Bu bölüm romanın en güzel bölümlerinden biri.

Sayfa 280

"Bakma böyle durduğuna, diye ekledi. Geceleri bağlıyorlar çocukları. Karada öleceğim diye korkup kaçıyormuş."

Allahım bak şu kulunun ettiğine; kimisi denizde öleceğim diye korkar, kimisi de karada öleceğim diye denize koşar..
Beni denize koşanlardan et Allahım..)
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
02.05.2009 09:19:01
Dilerim sorununuzu çözer, yaşadıklarınızı anlamlı kılacak bir sona erişirsiniz.
Sevgiyle kalın.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
29.04.2009 22:22:01
Arkadaşlar çok yavaş gidiyoruz?..:)
Benim son günlerde gerçekten çok zor çözümlemem gereken olayı birlikte
çözümlemem gibi bir sorunum var; bazen hayat bize böyle karmaşık sınavlar sunar...

Konsantrasyonum sadece bu yönde olduğu için, kitaba konsantre olamadım,
ama başladığımda da üslubu biraz yadırgadığımı belirtmek isterim...
Bu, herhalde, ağır anlatımlar içeren birkaç kitabı arka arkaya okumuş olmaktan kaynaklanıyor, çünkü sanıyorum bu kitabın özü, sonunda odaklanacak...
Son mesajları almak bazı kitaplarda edebi kaygıların önüne geçebiliyor...

Sanıyorum ancak sadece "son yorum" yazabileceğim; ki, umarım bitirebilirim...
Ara ara girip okuyorum Sizleri..:)

Sevgiyle kalın, görüşmek üzere...
İmza: Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 15:10:01
Mutluluk değil ama aşk olduğu gerçek.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 14:44:01
Romanda anlatım olarak dikkatimi çeken, önemli hususlardan birisi içsel konuşmalardır.
İki kişinin gözü ve içsel konuşmaları, okuyanı içsel konuşmaları yapan anlatıcı ile özdeşleştirmeye itiyor.

Ahmet ÜMİT ne demişti.
"Roman da insanlar uçar, balık gibi saatlerce suyun altında kalırlar, toprağın altında toplumlar kurarlar. Roman, gerçek değildir, gerçeğe göndermedir."

Ya gerçekleri olduğu gibi tüm çıplaklığı ile yazan realistlere ne demeli?
"Roman gerçek değildir, gerçeğe göndermedir" sözü, her zaman geçerli değil...

Hele hele benim şimdiye kadar yıllarca severek okuduğum realistleri, Balzac, Peyami Safa, Gustave Flaubert'i düşünürsek bu anlamda kişinin her zaman romanda okuduklarını gerçekten uzaklaşmış, bir gerçeğe gönderme olarak bulmadığı, asıl gerçektir.

Tek cevaplı sohbetimiz esnasında bu konu hep aklıma takılı olarak kalmıştı. Fakat diğer sorulardan geri dönememiştim.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:55:01
Sayfa 246
" Gözleri, al akşama boyanmış gün batısında.."
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:54:01
Sayfa 244

"Anımsadığında daha mutlusundur, bazı yaşadığından"
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:53:01
Sayfa 242
"Kişiyi sorunuyla yalnız bırakmak, bu batılıların ortak tutumu belki de. Bizim çullanma huyumuzdan iyi sayılır gene de"
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:51:01
Sayfa 238
"Yokuş başını dönüp de mandalina bahçelerinden mavi kıyıya doğru koşuşan ak badanalı yapılarıyla kenti, orta yerde, denizin kapısına karakol gibi dikilmiş kaleyi gördüğünde yitti yitecekti bu çapraz esintilerin ortasında."
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:48:01
Sayfa 222
"Mutluluk hep erişmemek mi olacaktı senin için?"

Güzel bir cümleydi..
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:47:01
İbraam'ın elindeki kayalara çarpılarak öldürülmüş bir ahtapotu görünce küfreden Özgür'ün davranışını anlamlandıramayan psikoloji mezunu Nergis beni şaşırttı. Çünkü kayalara çarpılarak öldürülmüş ahtapot, Özgür'e kendi gördüğü işkenceler neticesinde hayatının geldiği noktayı hatırlattı...
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:44:01
Sayfa 213
Nasıl, ne biçimde yardımcı olacaklarını da bilemiyorlardı; beklenmedik olayın yarattığı bir beceresizlik, bir yakışmazlık vardı el uzatmalarında.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
26.04.2009 13:41:01
Sayfa 172
Burundaki otelden çevredeki gazinolardan lokantalardan fışkıran alaturkalı, alafrangalı kadın erkek cırlamalarıyla yüklü çeşitli saz hoparlör sesi birbirinin gırtlağına sarılıp boğuşarak içine devrildikleri öndeki güzelim koyu da dayanılmaz biçimde çirkinleştiriyordu.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 17:39:01
"erkek yazarların kadınların ağzından konuşmaması" ,
birinin ağzından konuşmak, zaten "o" olmak değildir. O nun yerine kendini koymaktır.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 11:01:01
Duygularin ifade edilmesi ile birinci tekil sahis olarak sunulmasi arasinda fark var.
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 10:59:01
Parmak Damgasi ni okumadim, mutlaka okuyacagim.
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 10:58:01
Yazarin kisi tasvirlerindeki basarisi senaryo yazarligi yapmasindan kaynaklaniyor sanirim.
Mavi Karanlik da bir senaryo gibi. Sanki yazar kisileri ve konusmalari detayiyla anlatmayi secmis ama yer tasvirlerine yanasmamis. Ne de olsa filmi cekilse yer tasvirlerine gerek kalmayacak, yer belli Bodrum. Film orada gececek...

Seviyesizlik kitapta degil de karakterlerde... belirli bir kesimi anlatiyor yazar. Argo kullanimi da o karakterlere ait, ki gercekten oyledir. Zengin sol kullanir o argoyu.

Yazar 'edebi' bir endise tasimiyor, daha cok kisileri betimliyor gibi geldi bana.
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 09:30:01
"erkek yazarların kadınların ağzından konuşmaması" noktasında diğer kitap kulübü üyelerinin ne düşündüğünü merak ediyorum.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 09:13:01
Bu noktada yazarın (eğer anlatan rolünde gördüğümüz muhtar ise) kızını nergis'i iyi tanıdığını söyleyebiliriz. Bu anlamda kızının hangi durumda ne hissettiğini ve ayrıca nasıl hissedeceğini iyi biliyor demektir. Bu anlamda sizin Nergis'in duygularını kendinize yakın bulmanız bunun bir ispatıdır. Bu nokta aynı zamanda yazarın duygusal kuvvetini de göstermek açısından iyi bir noktadır. Yalnız siizin erkek yazarların kadınların ağzından konuşmaması gerektiği savınıza genel anlamda katılmıyorum.
Çünkü hepimiz insanız. İnsan olmanın temel noktalarında eğer kadını erkekten sırf cinsel farklılığı yüzünden koparırsak onu anlamak ve bilmek açısından kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Ben insana has olan (erkek kadın ) her duygunun hem kadın hem de erkek olsun ifade edilmesi noktasındayım. Ama bu noktada kadına has özel bir durumun hissedilişi noktasında tabii ki kadın yazar avantajlı durumda olacaktır.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 09:05:01
Aynı satırlar dikkatimizi çekmiş. Fakat ben bu satırları buraya aktarmakta çekinmiştim. Nede olsa tümden cinsellikle alakalı bir kitap olarak algılamadığım için algıda seçicilik anlamında söz konusu etmekten çekindim. Bu memleket bence bu hassası ile değil, daha çok o nasırlı ellerin emeği ve yüreğiyle vardır sanıyorum.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 09:02:01
Fadi, son yorumunuz için teşekkür ederim. Eğer kabul ederse deli kız'a kitabı gönderebiliriz sanırım. Teşekkürler.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
19.04.2009 09:00:01
Romanda dikkatimi çeken çok önemli bir husus şudur; romanda anlatıcı rolünde iki kişi var. Bunlardan biri Nergis, diğeri de Nergisin babası muhtar'dır.

Sayfa 93 te sanatın aynı zamanda toplumsal çarpıklıkları da ifade etmesi gerektiği anlatılırken
“Balıkçı usta hükümet zoruyla gelmişti.” Deniliyor. Bu satırda “balıkçı usta” lakabıyla tanıtılan yazarımız; Musa Cevat Şakir KABAAĞAÇLI’DIR, yani Halikarnas Balıkçısı olarak da bilinen yazarımız.
Musa Cevat Şakir, Bodruma zamanın hükümeti tarafından yazdığı bir yazısı nedeniyle 3 yıllığına sürgün edilmiştir. “Asılmaya mahkum edilenler bile bile nasıl asılmaya giderler” yazısı nedeniyle bodruma sürgün edilmiş, fakat ne var ki, yazarımız için bu sürgün onun mesleğinde bir bulunmaz kaynak teşkil etmiş ve okumaktan kendimi alamadığım ve bir solukta okuduğum ve çok sevdiğim eserlerini bodrumda vücuda getirmiştir.
Parmak Damgası’nı okumayanlara özellikle tavsiye ederim. Ki, bu romanı bodruma sürgün edilmekten başlayarak orada geçen tüm yıllarının birer iz düşümü şeklindedir. Bu anlamda ayrıca kendi ağzından yazılan bir otobiyografi olma özelliği de taşır.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
17.04.2009 12:13:01
'... Korhan'ın bittiği yerde başka bir şey, istemiyorum dediği bir şey başlıyordu sanki...', tümcenin geçtiği bölümde yazar duyguları engelleyememekten, suçluluk duygusundan, vurdumduymazlığa özenişten, saplantılardan söz ediyor...

Yazarın tasvir ettiği cinsellik bana tahrik edici geldi. Sıcağı ve tenselliği süssüz bir dille anlatmış. Erkekler yakışıklı ve cekici...

Kadınların ağzından konuşmamalı erkek yazarlar... yine de aynı saplantıları, suçluluk duygusunu, kayıtsız kalabilmeye duyulan özlemi yaşamış bir kadın olarak Nergis'in hislerini anlatışını kendime yakın buldum.
Ve fakat, yalnızca anlatsaydı, birinci şahıs kullanmasaydı çok daha başarılı olacaktı kişi tasvirlerinde...
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
17.04.2009 12:01:01
'...yalın ayak, topukları çatlamış balıkçı, motorcu, otel, motel yöneten yakışıklı delikanlıların, halkçı aydın, sanat tutkulusu kızlara kadınlara cinsel ateşlerini söndürmede yararlı oldukları bir sıcak kent burası...'. diyor yazar...

Bu satırları okurken, yakışıklı delikanlılarımızın zengin, beyaz turistlere de aynı hizmeti sunduklarını düşündüm.
Ve o zengin, beyaz turistler ne kadar uzaksa memlekete, beyaz Türklerin de kendi kültürlerine aynı şekilde uzak durduğunu bir kez daha anladım.

Bu günlere sırf bu yüzaden gelmedik mi!?
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
16.04.2009 13:58:01
kitap hakkındadır!!!!

MAVİ KARANLIK
1- ilk olarak bugüne kadar okuduğum romanların konusunu ele alış bakımından en farklı roman diyebilirim. hatta okumaya başladığımda zihnim biraz yadırgadı, fakat sonralaraı alıştı. yazarın özgeçmişini okuyunca neden bu kadar göz önünde olmayışını anlayamadım.
2- kitabın konusu ihtilal yılları öncesi ve sonrası olaylardan uzak fakat etkisin hafiften hissedildiğini çakırkeyf diyebileceğimiz insanların yerleşkesi. kitap, konusu ile beni biraz kendine çekti ve "acaba neleri anlatacak" gibi bir merak uyandırdı. tabi mekan olarak bir yazlık bölgenin seçilmiş olması olaylara uzaktan bakmanın nasıl bir şey olduğunu vurgular biçimde olsada beklediğim havanın uzağından kaldığı için ufak bir hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. ama buna rağmen, bu tercih (yazarın romanı için yer seçimi) ülke o kadar kötü haldeyken insanların kendileri ve çıkarlarını düşünmesine acı bir şekilde göndermede bulunmuş gibi.
3- tasvirler ve anlatım: yazarın belki de yaşının vermiş olduğu tecrüben dolayı kişi tasvirleri çok başarılı buldum. anlatılan karakteri hemen kafamda canladıryor olabilmemden dolayı söylüyorum bunu. fakat yazarın aynı seviyeyi mekan tasvirlerinde koruduğunu söyleyemem. bana öyle geldi ki yazlık bir mekanın tasviri hep aynı olacağından dolayı yazar bunu yapmamış olabilir. ama yine de edebi bir uslupla anlatılan ege ve akdenizde batan güneşlerin denize çizdiği resimler okuyucuyu biraz dinlendirebilirdi.
4- dil ve uslup: başta da dediğim gibi kitabı yadırgamamda yazarın dili ve uslubu çok etkin bir rol oynadı diyebilirim. belki garip gelecek ama bu kadar fazla argo ifadenin bir EDEBİ tür içerisinde bu kadar geçiyor olması yanlış bir olay gibi geliyor bana. ayrıca yazarın aynı türden olayları defalarca bayağı bir şekilde anlatması kitabı daha da seviyesizleştirmiş. anlatımdaki tartışmacı konuşmalar ve kesik cümleler verilmek istenen ve anlatılmak istenini daha iyi yolla okuyucuya ulaştırmak için kullanılmış ve çoğu kez başarılı olunmuş. ayrıca kullanılan devrik cümlelerin fazlalığı okuyanın zihnini canlı tutmaya matuf teknikler. böylece kişi okurken kitaba daha iyi odaklanmak zorunda kalıyor.

öncelikle kitabı önerene teşekkürlerimi sunarım fakat ne zaman bitecek bu kitap dediğim için kitaptan fazla keyif aldığımı söyleyemem
İmza:muamma Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
16.04.2009 13:38:01
kitap bitti, isteyene gönderebilirim..
İmza:muamma Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
15.04.2009 23:20:01
kitaba ulaşamıyorum ben yaaaa bu taraflarda yok kitap yaaaaa çıldırcam artık
İmza:deliiiii Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
15.04.2009 18:34:01
Bence gayet güzel olur ben bunu başta farklı onermiştim ama belki biraz cesaret edilemedi burada kitap kulübü üyelerinin analizi oalrka site yönetimine yollar onlarda derler ve kitap kulübü değerlendirmesi oalrak yayınlarlar diye düşünmüştüm.
Buda güzel bir fikir. Olgunlaştıralım bence bunu.
İmza:Merabayın. Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
15.04.2009 13:30:01
Evet hadi bakalım hepimize kolay gelsin.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
15.04.2009 13:29:01
Aşk mı?
Özgür den kopamamış bir Nergis Korhan la beraber.
Aşk?
Gel_git? ne istediğini bilemeyen bir Nergis.
Mantık?
Nasıl bir mantık anlayışı ise hala ne istediğini bilmiyor. Korhan. Yazık değil mi Korhan a Sürekli kendine soruyor "seviyor muyum?" Mantık nerede?
Hayatın gerçekleri?
Evet bu kısıma katılabilirim. Nergisler olduğu sürece.
Özgürlük?
Bu nasıl bir özgürlük.?
İletişim bile cıvık ilişkilerden ibaret. Özgürlük? Bu mu?
Gerçekten özgür olmak bu mu?
Bu nasıl bir özgürlük anlayışı?
İkiyüzlülük?
Kesinlikle haklısın.
İkiyüzlü bütün karakterler.

Not. İlk 50 sayfada edindiğim izlenim. İleride değişebilir bu düşüncem.
Not: Nergis e Senem bayılacak:))))
Her hareketi kadınca:)))
Karen'i beğenmemişti sanırım Nergis'i beğenecek:)))
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
14.04.2009 23:11:01
Bodrum'da geçen bir roman. Dönemin siyasal zemini, Bodrum'un aşk ve mistizim kokan havasının yanında oranın kendine has havasının insan ilişkilerine nasıl etki yaptığını bakış açılarındaki tarz farklılığı ile görebildim hemen. Bu koku buram buram yazarın güçlü kaleminden satırlar, satırlardan bizim yüreğimize akmakta. Kitap kendini, hayatı, ne aradığı anlamaya çalışan ve bu çerçevede ilişkiler ile örülmüş genç bir kızın etrafında dönüyor.
Aşk kokuyor buram buram.
Gelgit kokuyor buram buram.
Mantık kokuyor buram buram.
Hayatın gerçekleri kokuyor buram buram.
Özgürlük kokuyor buram buram.
Aı kokuyor buram buram.
İnsanoğlunun ikiyüzlülüğü kokuyor buram buram bölgenin insanının karakterini ve bakış açısını genç bir kızın gelişmiş, beyni ve dimağından anlatırken.
İlk izlenimler bunlar.
Bakalım neler olacak daha.
Sevgiyle...
İmza:Merabayın. Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
14.04.2009 19:15:01
Bulduğunuza sevindim, ben de zor bulmuştum.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
14.04.2009 15:03:01
Arkadaşlar,
Kadıköyde "birkaç gün sonra kitabı getirtiriz" diyen kitapçıdan kitabı bugün alabildim...
Hemen başlıyorum...:)

Sevgiler...
İmza: Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
14.04.2009 01:28:01
yeni kitap bumu arklar niye haber etmiyonuz yaaaa
İmza:deliiiii Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 23:16:01
"Güneş batmış, gün batısı, değirmenler kızıla boyanmıştı. Bir tekne geliyordu mendirekten kıvrılmış.."
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 23:13:01
"beğenilmelidir; ancak beğeneni küçük görebilmeli, kaçmalıdır o"
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 21:39:01
Sayfa:33
" Koca teknenin ardında sallanıp duruyor filika "
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 20:41:01
Güzel bir teklif.
Değerlendirelim derim.

Güzel olacağına eminim.

En azından deneyelim.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 18:20:01
Ben o seriyi üst üste okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitapta da denizin ve doğanın güzelliği var.
Denize aşık birisinin yüreği nasıl olmazda sevgilisinin adı anıldığında şöyle bir titremez değil mi.))
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 18:18:01
Bu fikir zaten şu anda başka sektörlerde önemli bir değerlendirme ve baskı unsuru olarak kullanılıyor sanırım. Bu işten para kazanlarda var.
Netice olarak ama kabul görür ama kabul görmez. Bu konuda bir çalışma başlatmaktan yanayım. Başarısız olsak bile. Denemiş oluruz.
Ne de olsa.. "Denememişsen, yaşamamışsındır.."
Biz denedik güzel bir çalışma başladı..)
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 07:17:01
Yaşar Kemal'in Ada Hikayeleri muhteşemdi... ne zaman balıktan, ızgarasından, kızartmasından söz etse ağzım sulanıyordu okurken. Bunca tasviri nasıl böylesine capcanlı sunabilmiş okuyucuya hala şaşıyorum... yemenilerin renkleri, çiceklerin, otların kokuları, denizin sesi, gecelerin mavisi hala bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden.

Ne kadar etkileyici, ne büyük bir yetenek...
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 07:07:01
Bir Gün Tek Başına sonunda hüngür hüngür, saatlerce belki de günlerce ağladığım tek romandır. O romanın etkisinden uzun yıllar kurtulamadım, belki de hiç kurtulamadım.

Babamın gönderdiği Mavi Karanlık kitabın birinci baskısı. Seneler önce Ankara'daki evimizde okumuştum... Mavi Karanlık, Bir Gün Tek Başına kadar etkilememişti beni.

Vedat Türk Ali ile bir imza gününde tanıştık. Her iki kitabı da imzalattım. İmza atarken elleri titriyordu. Ellerinin titremesi beni çok duygulandırmıştı, üzülmüştüm, hüzünlenmiştim... sanki hüznümü sezip 'Hangi kitabı daha çok sevdin?' diye sormuştu bana... 'Bir Gün Tek Başına'yı.' demiştim hiç düşünmeden... o da 'Biliyorum.' demişti... 'Neden?' diye sormuştu sonra, gariptir verdiğim yanıtı hatırlamıyorum.
Ama bilişi bana garip gelmemişti... hüznümü sezen bir insan eserinin ardından saatlerce ağlamışlığımı da sezecekti elbet...

Mavi Karanlık'ın birinci baskısının ilk sayfasına yazar şöyle bir not düşmüş

'1983 yılında 402 sayfa olarak basılan bu romanı, ilerki yıllarda eklemelerle, bazı yerlerinde yapacağım değişikliklerle yayımlayabilirim.'

Merak ettim acaba aynı kitabımı okuyacağız?

Yıllar sonra bu romanı yeniden okumak nasıl bir etki bırakacak üzerimde, bunu da merak ediyorum...
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
13.04.2009 02:53:01
Bazı yazarlarla sohbet ayarlamak belki de imkansiz. Ama Anar'i mutlaka getirmeyi deneyelim.

Benim baska bir onerim daha olacak.

Her kitaptan sonra ortak bir genel degerlendirme uzerinde calisalim ve belirli (ben bilmiyorum, bilen belirler) edebiyat dergilerine bu degerlendirmeyi gonderelim.
Yayinlanir yayinlanmaz artik bilemeyiz.
Imza olarak edebik.com uyeleri gibi bir imza atariz. Daha dogrusu kimligimiz dergi yayincilari tarafindan bilinir ama yazinin altinda imza bu sekilde olur.
İmza:Devşirme Ruh Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
12.04.2009 19:32:01
:)))
Bezmi bana kitabı getirdin ben başlıyorum arkadaşlar.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
12.04.2009 19:26:01
Ben sizin gibi düşünmüyorum.

Ben bu izleri gördüğümde , ben de bir iz olma güdüsü doğuyor içimde.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
12.04.2009 00:43:01
Bu yazarımızı da davet edecekmiyiz Nuran Hanım? )
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
12.04.2009 00:41:01
2 nci el bir kitabı aldığımızda kitabın üzerindeki geçmiş gerçek yaşantının izleri, insanda garip bir duyguyu, başka birisinin mahrem duygu ve düşüncelerine de izinsiz temas ediyoruz duygusunu çağrıştırıyor sanırım..
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
09.04.2009 23:43:01
Ben de kitaplarımı hep 2. el alırım.
Kokuları bile başka.
Bazen izler oluyor bir önceki okuyucudan.
Hoşuma gidiyor.

Ben de yarın alıp başlayacağım hemen.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
09.04.2009 23:31:01
Kitabı üç gündür arıyorum, sonunda bir sahafcıda ikinci el olarak buldum.
Kitabın ilk sayfasında bir şiir vardı, aşağıda yazdım.

Gül diyorum
Yoksul acıların gölgesinde
güllerin solsun istemiyorum
ay diyorum sonra
ay n'olur
bir vaktinde gecenin
yaraların acısın istemiyorum.
Hangi sevda vurmuş seni
hangi delikanlı
gönlüne
salvo bakışlarla...
soramam
zeytin karası gözlerini
yoluma yatırma
dayanamam.

Nevzat Çelik
.......................................................
Sonra altında bir şiir daha vardı..

Mavi karanlıkları geçince
Hayat zor, gözlerin güzel.
Ama hayatta da gözlerin kadar
güzel olacak.
ancak bakışlarını götürme,
sevdamızı unutma...
..................................................

Kitap, memleketimin romanı.
Gökova, Bodrum ve Datça anlatılıyor.
Yani yüreğimin bir köşesinde emekli olunca umudumun çicekleneceği yosun kokan, balıkçı teknelerin ve takaların pat pat diye diye mavinin ufkunda kaybolduğu ve yüreğimi teknelerin çapasına takıp gittiği o masmavi deniz ile yeşilin aşkını anlatıyor... Bu kitap ile Yaşar KEMAL'in bir ada hikayesi dörtlemesinde bulduğum mavi tadı ..belkide " Denize Mahkum !! " bir yüreği bulacağım..kimbilir...

Dümdüz mavi boşluğunda rüzgâr,
taşırken aklımı uzaklara
balıkçı teknelerinin sesine uyandım,
çınladı kulaklarımda.
Küçük bir çocukken
Avutmak için kendimi
Hayalimde gerçek sanırdım,
Takaların sesini.
Vuslatımı ararken boşluğunda
çocukluğum gibi
düş gibi
kendimi buldum bu şehirde
kenarında denizin
hayal gibi gerçek şimdi.
....................................................................
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
09.04.2009 22:11:01
Vedat TÜRKALİ.
90 yaşında hayata direneni ve sanmırım Türkiye'de 90 yaşında roman yazan ve çıkaran ilk Türk yazarı.
Yeni romanı çıktı.
Birçok ödül almış yazarın sanırım romanını okumakla isabetli bir seçim yaptık diye düşünüyorum.
İmza:Merabayın. Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
09.04.2009 22:09:01
Bodrum'da geçen bir roman. Bana sıcak bir hava verdi başlangıcı ile...
İmza:Merabayın. Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
07.04.2009 21:04:01
Aldık, başlıyoruz.:)))
İmza:Merabayın. Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
07.04.2009 17:13:01
Bezmiye söyleyin.
Bab-ı Esrar son yorumunu bekliyoruz.)
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
06.04.2009 21:47:01
Bugün 3 kitapçıda arattırdım ama kitaba ulaşamadım şu ana dek...
Bir tanesi birkaç gün içinde gelebilceğini söyledi...

Bekliyorum...

Herkese iyi okumalar..

Sevgiyle kalın..:)
İmza: Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
06.04.2009 15:36:01
yazar hemşehrim çıktı...
İmza:muamma Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
05.04.2009 23:26:01
Sevgili bezmi kanka kitabı almış ondan alıp okumaya başlayacağım.
En güzel yorumlarda görüşmek dileyi ile.

Sevgiler.
İmza:pozitif Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
05.04.2009 21:20:01
Mavi Karanlık romanını bugün aradım. Fakat şu ana kadar elde edemedim.
Dilerim çok yakında bulurum.
İmza:denizdedamlayım Bu yoruma cevap yaz Konuya Cevap Yaz
 

Künye | Hakkımızda | Kurallarımız | Reklam | Yardım | İstatistikler | İletişim 

Edebik.Com da yeralan bilgilerin her hakkı,aksi belirtilmediği sürece edebik.com a aittir. Edebik.Com bir kültür-düşün sitesidir. Kuruluş amacı kültürel alış-veriştir. Kâr amacı gütmemektedir. Sitemizde yeralan tüm bilgi, içerik yalnızca kültürel alış-veriş amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizde bilgi niteliğindeki her türlü içerik kaynak gösterilmek kaydı ile izne gerek duyulmadan yayınlanabilir.